| E
- GRUP MESAJLARI |
|
|
 |
From: "GURDOGAN
YURTSEVER" <gyurtsever@tekstilbank.com.tr>
Date: Mon Mar 26, 2001
12:16 pm
Subject: HAYATIN GERÇEGI... |
| > > Vehbi Koc'un bir deyisi:
" Sagliginizi 1 rakami ile gosterin.
Bundan sonra kazanacaginiz butun mevkileri, san & sohretleri,
kazanacaginiz butun maddi & manevi varlIkları, sagIna sıfırlar
olarak koyun.Binler, milyonlar,trilyonlar elde edebilirsiniz...
Mesela...
Dogdunuz, sag & sagliklisiniz,
1 !
Okullar
bitti,
10 !
Harika bir mesleginiz
var,
100 !
Sevdiniz,
1000 !
Sevildiniz,
10000 !
Evlendiniz,
100000 !
Harika cocuklariniz
oldu,
1000000 !
isinizde zirveye ciktiniz,
10000000 !
Dunya sizi taniyor,
100000000 !
Dunya size tapiyor,
1000000000 !
Saglik gitti....
000000000 !!!!!!!!
Saglikli gunler dilegiyle...
Sevgiler...
|
|
 |
From: oonal@demirbank.com.tr
Date: Tue Mar 27, 2001
11:08 am
Subject: yorum yapmıyorum.... |
Coban
Coban yol kenarinda koyunlarini otlatiyormus.Tam o anda,
yanina bir Cherokee Jeep yanasmis.Brioni gomlek, Cerruti
ayakkabilar giyen, Ray-Ban gozluklu veYSL kravatli bir surucu asagi
inmis ve cobana sormus :
"Eger kac tane koyunun oldugunu bilirsem bana onlardan
bir tanesini verir misin ?"
Coban bir adama bir koyunlara bakmis tamam diye cevap vermis.Genc
adam arabasini park etmis,telefonunu bilgisayarina baglamis,
bir NASA sitesine girmis, GPS'ini kullanarak yeri taramis,bir
data base ve logaritma ile doldurulmus 60 excel tablosu acmis
ve 150 sayfalik bir rapor basmis. Cobana donmus ve tam olarak
1586
adet koyunun var demis.
Coban dogru diye cevap vermis. Koyununu alabilirsin.Genc adam
koyunu almis ve jeep'inin arkasina koymus.
Bu sefer coban genc adama donmus ve ;"Eger ben senin
isinin ne oldugunu bilirsem koyunumu geri
verir misin?" diye sormus.
Adam "Evet neden olmasin" diye yanitlamis.Coban
"Sen bir Arthur Andersen danismanisin" demis.Genc
adam "Nasil oldu da bildin" diye sormus. Coban "Cok
basit" diye cevap vermis.
"Buraya cagrilmadan geldin bu bir.Ikincisi benim zaten bildigim
bir seyi bana soylemek icin benden koyun aldin.
Ucuncusu yaptigim hicbirseyden anlamiyorsun cunku kopegimi
aldin." |
|
|
|
 |
From: "mesut
paca" <mpaca@hotmail.com>
Date: Tue Mar 27, 2001
5:01 pm
Subject: grup hakkinda |
Merhabalar,
Gruba gonderilen mesajlarin icerigi konusunda bir mutabakata
varilmasi gerektigi kannatindayim. Bir arkadasin da belirttigi gibi,
bir cogumuz hotmail veya yahoo e-mail adresi kullaniyoruz ve
bunlarin kapasitesi sınırlı. Eğer bir gun mailimi kontrol
etmezsem 30-40 tanesi birikiyor ve hemen hotmail'den bir uyari
mesaji aliyorum. Dahasi gonderilen bir kisim mailler, uzun bir
muddettir turkler arasinda dolasiyor. Artik ayni maili 15 kisiden
almaktan gina geldi. Grouptan gelen maillere block ta koymak
istemiyorum cunku faydali mesajlar geldigine (ve de gelecegine)
inaniyorum.Anladigim kadariyla, bu mail listesi onemli haber ve
bilgileri paylasmak amaciyla kuruldu, fakat gorulen o ki bazi
arkadaslar boyle bir slnlrlama istemiyorlar. O zaman bunun bir
ortasini bulalim ve en azindan cok yer kaplayan (200k ve ustu)
mailleri, icerik olarak fevkalade onemli, veya ne bileyim asiri
komik veya eglendirici olanlar disinda diger mailleri gruba
gondermek yerine, kendi adres listemizdeki arkadaslarimiza
gonderebiliriz.Nitekim bana hergun bazi arkadaslardan (bazilari bu
gruba da uye) bu tur mailler geliyor, ama bu arkadaslar benim ne tur
mailler almak istedigimi bildigiklerinden ona gore secici
davraniyorlar.Bu tur tartismalari bahane edip gruba kusmek te bence
yanlis, Bir sorun varsa aramizda halledebiliriz kannatindeyim. Biz
ayni evde 3 siyasal mezunuyuz ve icerik konusunda ucumuzde
sikayetciyiz ama gruptan ayrilmak yerine, bu konuyu gundeme
getirmenin daha makul oldugunu dusunduk. Ayni sekilde, ben budan
baska gruplara da uyeyim ve benzer tartismalari anlasarak hallettik.
Bu arada grubu kuran moderator arkadas kimdir (umumay?) e-mail
adresimi nasil degistirebilirim ve yahoogroup web sayfamiza
girebilir miyim?
tesekkurler& iyi calismalar..
Mesut PACA
|
 |
From: istkrd2@vakifbank.com.tr
Date: Tue Jun 19, 2001
2:43 am
Subject: |
|
Takas gerçek bir "banka
kurtarma" operasyonu
Kaç gündür "ekonomiyi pembe bulutların üzerinde
dolaştıran" takas haberleri, gazetelerde yansıdığı
gibi "herkesin kazandığı" bir uygulama mı
oldu, yoksa bir "bankaları kurtarma operasyonu"
mu?
Olayın aslında, "Özel bankaların açık pozisyonlarının
kapatılması, kur risklerinin devlete
yüklenmesi ve düşük faizli kağıtların yüksek faizli
kağıtlarla değiştirilmesi olanağının
sağlanması" ile bir "bankaları kurtarma
operasyonu" olduğu açık seçik ortada.
Hazine, bir süre önce birkaç kez denediği "iç borç
bulma kabiliyetini" kaybedince, önümüzdeki
aylarda ödemesi gereken iç borçları ödeyecek "yeni
iç borç bulma" umudunu tamamen yitirmişti.
Yapılacak tek şey "borçların ertelenmesi" idi.
Öyle de oldu.
Hazine, bu yolla, birkaç ay sonra ödeyeceği bankaların
elindeki "eski tahvilleri" alıp, yerine
yeni tahvil verdi. Hazine "soluk almak" için bir
süre kazanırken, bankalar da devlete, döviz
bazında yüzde 14-15 gibi yüksek bir faizle borç vermiş
oldu.
"Takas kuru" 1 milyon 160 bin lira olarak
belirince, bankalar "piyasanın epey altında"
dolar almış
oldular ve aradaki fark kadar kar ettiler.
"İç borç takası" ile kazanan bankalar,
kaybeden kamu kesimi, yani devlete vergi ödeyenler oldu.
Daha önce bankaların üzerinde olan "kur riski",
iç borç takası yoluyla kamunun üzerine yıkıldı.
Kamu kesimi ayrıca dolar bazında yüzde 14- 15 faiz yükü
altına girdi.
İç borç takası yoluyla bankalara bir çeşit "kar
transferi" yapılarak bankaların pozisyon
açıklarının kapanması gerçekleştirildi.
Takas yoluyla bankaların zararları önlendiği gibi, döviz
varlıkları artırılarak "pozisyon
açıkları" da daraltıldı.
İç borç takası gerçek anlamıyla kamu sırtından
bankacılık sektörüne "kaynak aktarımı" yapılmasını
sağlamış oldu.
Hazine'nin önünde duran "iç borç sorunları",
sadece daha da artmış olarak önümüzdeki yıllara
aktarılmış oldu. Vadesi geldiğinde bu borçları yine
vergi verenler, yani sizler bizler ödeyeceğiz
ve bunun karını bankalar alacaklar.
Her ne kadar bir "özel bankaları kurtarma" olsa
da, iç borç takası en azından sonbahara kadar
ekonomiyi rahatlatan bir operasyon oldu. İş şimdi
"kurtarıcı" Kemal Derviş'e ve onun
yönlendireceği "hükümet yetkililerine" düşüyor.
Onlar bu fırsattan istifade, "yapısal değişimi"
ve
diğer adımları atarak, ekonomiyi rahatlatacak önlemlerin
peşine düşsünler.
Bankalar döviz bazında yüzde 14-15 faizli "uzun
vadeli" alacaklarına karşılık, müşterilerine karşı
yükümlülükleri ise "kısa vadeli" mevduatlar,
yahut "günlük repolar" olarak aynı yerde
duruyor.
Bankaların müşterilerine olan borçlarının da
"uzun vadeye yayılabilmesi" için gereken önlemlerin
alınması şart. Yoksa bu "pembe rüyaların" bir
"karabasanla" sonuçlanması da mümkün olabilir.
Madem bankalar "kurtarılıyor", bari mali sektör
tam anlamıyla kurtarılıp, "reel sektöre"
sanayiciye, yatırımcıya "uygun şartlarda"
kredi verebilecek konuma getirilsin. Ancak bu yolla,
Kemal Derviş'in "Yeni iş sahaları açılacak,
kapanan fabrikalar yeniden çalışacak
|
|
 |
From: umumay@yahoo.com
Date: Wed Mar 28, 2001
4:06 pm
Subject: Mezunlar Dernegi Ogrenci
Bursları |
Merhaba;
Bildiğiniz gibi mezunlar derneği aracılığı fakültemiz öğrencilerinden
ihtiyacı bulunan arkadaşlarımıza burs sağlanmaktadır.
Geçen sene burslarımızın ilk senesi olmasına karşın yaklaşık 25 kişi
gibi iyi bir burs sayısına ulaştık.
Fakat bu dönem burs verecek mezunlarımız yada mezunlarımız
çevresinden önceki yıldaki ilgiyi sağlayamadık. Doğaldır ki şu anda
içinde bulunduğumuz ekonomik şartlar ve mezunlarımızın iş kaygıları
bu ilgiyi oldukça azaltmıştır.
Biz yinede bu çağrıyı huzurunuzda bir kez daha yinelemek istiyoruz.
Burs'a ihtiyacı olan oldukça fazla öğrenci arkadaşımız bulunmakta.
Bu konuda yardım etmek isteyen mezunlarımıza bilgileri vermek
istiyoruz.
Burslar dönemlik olarak verilmektedir.
Burs tutuarı aylık 25,000,000 tl.dir
Burs tutarları bursiyer arkadaşlarımızın, sizin istediğiniz bir banka
daki hesabına yatırılmaktadır.
Konuyu ilgilerinize sunarız.
Saygılarımızla;
Konu hakkında daha geniş ayrıntı için umumay@demirbank.com.tr
Burs kaynaklık formu için http:\\www.isbfmezder.org.tr\bursver.htm
|
|
 |
From: "Tamer
oral" <toral@isbi.com.tr>
Date: Mon Jun 25, 2001
12:11 pm
Subject: İletişim |
|
Arkadaşlar;
Ben 88 mezunu
Tamer Oral. Bu yahoo group fikri kimden çıktıysa onu
kutluyorum. Bu grubun daha da büyüyebilmesi ve mümkünse
tüm mezunlarımıza ulaşabilmemiz için çevremizdeki tüm
mezun arkadaşlara bu gruptan bahsedelim ve üye olmalarını
sağlayalım. Ayrıca dernek yöneticilerimiz de öğrenci
arkadaşlarımızı bu gruba üye yapmak için çaba gösterirlerse
ilerisi için iyi olur kanaatindeyim. Böylece mezun olacak
arkadaşlar da bu guruba üye olmuş olurlar ve mezunlarımızın
neler yaptıklarından haberdar olurlar.
Saygılar
|
|
 |
From: "Tolga
Kurtalan" <tkurtalan@yahoo.com>
Date: Wed Jul 4, 2001
10:05 am
Subject: Re: [isbfmezder] siz ne
diyorsunuz? |
Sayın Serpil akyol erden
Bence MHP ve ANAP tepki göstermekte sonuna kadar haklıdırlar
Yıllar yılı arpalık olmuş arpa yenmiş kurumlar IMF ye teslim edilemez
Bu durum, Türk milliyetçiliğine vatan severliğine ve arı gibi çalışkanlığa
yakışmaz
"Memleketin Bütün sanayisi işgal edilmiş, bütün karar alma süreçlerine
sızılmış olabilir. Ancak bu ahval ve şerait içinde dahi onların vazifesi
Arpalıkları kaptırmamaktır. Bu uğurda Türk halkını muhtaç olduğuna
inandırdığı (ki asla katılmıyorum) üç beş kuruşluk dış yardımı teperek,
kendisi ile çelişir duruma düşmeyi göze alabilir. Hatta bu iktidar
sahiplerinin, "IMF bize karışamaz" derken yüzleri de kızarmayabilir.
Gözümüzün içine baka baka Telekom konusunda IMF nin her dediğini yapan
iktidar ortakları sadece yönetim kadrosunda mı çok kararlı ve Türkiyenin iç
işlerine başkalarını karıştırmayan Aslanlar oldular. Vay be. Gurur duydum
onlarla.
Birde sormak isterim IMF yi kırmamak, dilencilik yaptığımız parayı almak
için, işçiyi memuru ezen ezdiren, onlardan fedakarlık isteyen, "Dayanın
accık kurtulacaz hep beraber" diyen Hükümet bir miktar da arpalıklarından
fedekarlık ederek IMF ye yaranmayı denese nasıl olur.
|
|
 |
From: "baris
karaca" <obkaraca@hotmail.com>
Date: Wed Jul 4, 2001
12:11 pm
Subject: Dusunceler |
1990 yılında ben okula baslarken hazinenin dış borcu 41 milyar dolarmış. şu
an 120 milyar doların üzerinde. arada 80 milyar dolarlık bir açık bulunuyor.
Her sene dışarıdan 8 milyar dolara yakın bir parayı ya almışız ya da faizine
para yatırmışız. İç borç miktarını takas operasyonları, fonlar, görev
zararlarının senetle kapatılması vs. operasyonlarla yürütüldüğü ve yaklaşık
rakamı bilmediğim için fazla yorumda bulunmuyorum. Ama ortalama enflasyonun
son 10 senede %60 ların üzerinde olduğunu ve milli gelirimizin 220 milyar
dolar olduğunu düşündüğüzde; iç borç ve dış borç geri ödemeleri, faizleri,
kamu harcamaları, transfer harcamaları, tarım ve esnaf kredilerinden
kaynaklanan görev zararları, banka hortumlamaları, sübvansiyonlar, hayali
ihracat teşvikleri, verimsiz ve pahalı yatırımlar(havalimanı yapımları
gibi), güneydoğu meselesi (10 yıllık süreçte sadece yapılan harcama
tutarının 100 milyar dolar olduğu söylenmekte, bu rakama sosyal maliyetler
dahil değil tabiki),nedeniyle milli gelirimizin ortalama %60 ını enflasyon
vergisi ve dış borçlanma yoluyla harcamışız. Yabancılar bize para verirken
zaman zaman %45 lere varan reel faiz yoluyla para kazanmışlar. Ancak
sistemin tıkandığı bir noktada, ilk önce paralarını çekip giden yine onlar
olmuşlar. sadece 120 milyar doları 70 milyon olduğu söylenen ülkemiz
nüfusuna böldüğümüzde bebekler dahil olmak üzere kişi başı 2.200.000.000 TL
borçlu olduğumuzu görüyoruz.
Son 10 yıldır, tükettiğimiz ithal eşyalarla, geçen yıl aldığımız ortalama %3
faizle 5 milyar dolarlık pahalı arabalarımızla, arabamızda kullandığımız
petrol ürünleriyle, ödemediğimiz vergilerle, almadığımız fiş ve faturalarla,
çiftçi ve esnafa kullandırdığımız ucuz kredilerle, her yıl yaktığımız 1,5
milyar dolarlık tütünle, yüksek fiyata aldığımız tarım ürünleri ile,
çalıştırdığımız verimsiz insan gücüyle, arpalık olmuş KİT'lerimizle,
hortumlattığımız yeterince denetleyemediğimiz bankalarımızla, hayali
ihracatlarımızla, devamlı eleştiri getirip nefret ettiğimiz siyasetin içine
kendimiz girmemekle, seçtiğimiz siyasilerle, adam kayırmacılığımızla bu
ülkeyi bugünlere biz getirdik.
Sonuçta uzatmaları daha fazla oynayamadan, 1,5 milyar dolarlık bir sermaye
kaçışı bizim iki krizi yaşamamıza, ancak titreyip kendimize gelememize neden
oldu.
bütün bunlardan sonra önümüzde iki ihtimal vardı.
ya iç ve dış borcu ödemeyecek moratoryum ilan edecektik.
ya da konsolidasyon ve ya düşük faizli yeni borç bulup, zaman içerisinde
borçlarımızı kapatacaktık.
artık birinci yol geçmişte kaldı. ikinci yolu benimsemiş olduk
düşük faizli yeni borç bulabilmek için imf ve dünya bankasının kapısını
aşındırdık, bunun için Kemal Derviş'i yalvar yakar Türkiye'ye getirdik. bu
kurumlar G8 ülkelerinin ve kendi prestijlerini yeniden sağlama amacıyla bize
krediyi açtılar. bize kredi vermelerindeki temel neden ise çağgaş ve laik
bir islam ülkesini kaosa sürüklememek istememeleri, petrol boru hatları,
ırak, türki cumhuriyetler pazarları ve doğal kaynakları ve kendi verdikleri
borçları geri alabilme kaygılarından ibaretti.
ortaya adı ulusal, ama ulusal olmayan bir proğram çıktı. TOOB, Meslek
Kuruluşları, Sanayiciler, İşadamları, Bankacılar, Çiftçileri İşçiler,
Siyasiler sözkonusu proğram oluşturulurken kendilerine danışılmadı.
Nasıl danışılsın! çiftçilere kardeşim bak ben senin her sene 1,5 milyar
dolarlık tütününü yakıyorum bundan sonra tütün ekmiyeceksin, şekerpancarını
dünya fiyatlarının 3 katına bugday fiyatlarını 1,5 katına senden alıyordum
artık almıcam, artık ziraat bankasından piyasanın %30 altında kredi
kullanamayacaksın,diyince çiftçiler buna tamam mı diyecekti!
sanayiciler, meslek kuruluşları, ticaret odalarına bütçe açığını kapatmak
için vergileri artırıyoruz, vergileri artıralım ne diyorsunuz diyince ne
cevap alacaklardı,
Bankalara, yıllardır aldığın paraları senden alıp reel %20, %45 aralığında
sana para kazandırdım, sen gidip benim önceki proğramıma güvenip 15 milyar
dolar sendikasyon kredisi alıp bunu %2,60 larla bireysel kredi dağıttın ve
zarar ettin, sen kendi başının çaresine bakacaksın, bakamazsan senin yine
borçlarını üstlenip TMSF alırım, sen yinede ucuz kredi verip reel ekonomiyi
canlandır, hazine borçlanmalarında bana düşük faizden para sat, olur mu
diyecek ti?
işçilere bakın siz verimsiz çalışıyorsunuz, enflasyon bu yıl %80 ler
civarında olacak, sizin giderleriniz bütçe içerisinde büyük pay tutuyor sizi
işten çıkartalım, bu yıl zam almayın ekonomi düzeldikten sonra durumu
görüşelim, memurlara kusura bakmayın size toplu sözleşme ve grev hakkı
şimdilik veremeyiz biliyoruz işçiler sizden ortalama %260 daha fazla ücret
alıyorlar ma şimdilik idare edin,ve bu proğrama olumlu bakın mı diyecekler
di?
bunların hiçbirinin imkanı çünkü hiç bir grup halinden memnun değildi, kimse
taviz vermeyecekti. ulusal proğrama imza atan tüm bakanlar kurulu neye imza
attıklarında habersizlerdi, okumamışlardı ya da anlamamışlardı. kendi imza
attıkları proğramları, hububat fiyatları, işçi zamları, gelişigüzel
açıklamalar, istifalar vb. yöntemlerle kendileri deldi. Bülent Ecevit'in
açıklaması 2.5 katrilyonluk en büyük borç itfasının 3 gün öncesinde gelerek
4.5 trilyonluk yeni borçlanmayla devlet hazinesine yıllık bileşik %80 lerde
ve altı aylık borçlanma yapılabilecekken 3 aylık bilşik %198 faiz oranı
ciddi bir faiz yükü getirdi. MHP li Osman Durmuş ,Hüsnü Ziya Gökalp ve Enis
Öksüz'ün açıklamaları her seferinde gecelik faiz oranlarını %4-8 aralığında
değişiklikler getirdi, Yüksel Yalova'nın istifasının maliyetinin milyonlarca
dolar olduğu yazıldı. Bütün bunlardan dolayı siyasilere olan güven azaldı
yokoldu. Ancak şu durumda seçim yapılsa dahi hükümete bir alternatifin
gelmesi zor. Ne zaman alternatif bir güç ortaya çıkma ihtimali belirse
kualisyonun dağılacağından emin olabilirsiniz. Bu durumda da yeni bir şey
beklemiyorum. Bu nedenle bu kadar eleştiriden sonra dahi sabırlı olmamız
gerekiyor. ÇÜnkü söylediğimiz her söz, her eleştiri bize karamsarlık,
karamsarlıkta bize her seferinde yükselen faiz ve döviz fiyatları olarak
yansıyor. Siyasiler kendi seçmenlerinin çıkarlarını savunmak için oradalar.
Dolayısıyla herkesin özveri göstermesi gereken bir noktada aynı şeyi
siyasilerden de bekliyoruz. Asıl kızdığımız nokta kendi tabanlarına
verdikleri mesajların yüksek sesle dile getirilmesi. Ve ya olayın
ciddiyetini kavrayamamış olmaları.
Bütün bunlardan sonra geleceğe olumlu bakmamı sağlayan bir gelişme oldu. İMF
niyet mektubundaki tüm gelişmelere doğrudan müdehale yöntemini benimsedi.
Kısaca önce iş, sonra para. BU durum en azından siyasi etkenleri bir ölçüde
yok edeceğe benziyor. Eğer siyasiler gine ters bir tavır takınırsa önümüzde
her şeyi yeni baştan düzenlemek zorunda kalacağımız ama sağlam temelleri
atacağımızı umduğum bir dönem var. Ya proğrama destek olup düze çıkıp zaman
içerisinde aksaklıkları gidereceğiz, ya da uzatmalara bir son verme
düşüncesi ile batıp her şeyi yeni baştan ele alacağız. Ne kadar sevmesemde,
ne kadar ulusalcı olsam da, Yargı kararlarını ve yasaların çıkış prosedürünü
dikkate almayıp içişlerine müdehale etme noktasına gelse de, İMF nin bu
yöntemi önplana çıkarması beni şimdilik mutlu etti.
Sonuçta parayı veren İMF
düdüğü de o çalacak.
bize düşen karamsarlığımızı bir yana bırakarak, sinirlerimize çoğu zaman
hakim olarak bu geçiş sürecini olumlu bir şekilde bitirmek. Ondan sonra mı
bu durumun sorumluları ile gerek yargıda, gerek seçim sandıklarında, hesap
soracağımız günler gelecek.
|
|
 |
From: Faruk
BAKAÇ <farukb@comnet.com.tr>
Date: Wed Jul 11, 2001
1:15 pm
Subject: harika insanlar selam... |
|
HARIKA INSANLAR-Düsünceleri dünyayi
ve baskalarinin hayatini degistiren eylemler doguranlardir.
BUYUK INSANLAR- Eylemleri dünyayi
ve baskalarinin hayatlarini degistirenlerdir.
UFAK INSANLAR- Düsünmeyi ve
eyleme geçmeyi baskalarina birakip sonuçlardan sikayet
edenlerdir....
|
|
 |
From: serpil
akyol <serpilakyolerden@yahoo.com>
Date: Thu Jul 19, 2001
5:56 am
Subject: Re: [isbfmezder] HAYDİ
YAPACAKLARIMIZI KONUŞALIM!!! |
Ülkeyi bırak ve kaç.. olabildiğince uzağa ve en
azından yaşlılığında
, hastalandığında ve işsiz kaldığında
neyaparım şimdi demeden yaşama fırsatını
kaçırma... Bu
nedenle kanada konsolosluğuna, ABD konsolosluğuna
yapılan bolca başvuru var...
geleceğini güvende hisetmek!!! sosyal devlet anlayışı
ile vatandaşlarına
2.,3,.sınıf kabul ettiği insanlara bile
en temel ihtiyaçları için cevap verebilen,
hak hukuk
kavramlarının olduğu bir ülkede yaşayabilmek
fena mı?...
Globaleşen dünyamızda milliyetçi davranmanın
anlamı var mı?? diye düşünmemek mümkün
değil içinde
bulunduğumuz pencereden... veya gelişmiş
ülkelerden
birinde bulunup halkın geleceğe bakışını
gördükten sonra..
Evet bu anlayış KENDİ GELECEĞİNİ KURTARMAK İÇİN BİR
ÇÖZÜM. PEKİ
TOPLUMUN EĞİTİM ALMIŞ (AYDIN DEMEK GELMİYOR
İÇİMDEN) İNSANLARI OLARAK TAŞINAN SOSYAL
SORUMLULUK
DUYGUSU NEREDE BU ANLAYIŞTA...
Bu krizde çocuk sahibi olmak kadar saçma bir şey
olamaz... Evet, çocuk sahibi olmak bir kat daha fazla
sorumluluk almak demek... Çocuk para demek.. Onu yetiştirmek
ve doğruları( ama hangi doğruları??)
göstermek ayrı bir güç, bilinç ve yetenek..
ALMANYA, KANADA GÖÇMENLERE KAPI AÇIYORSA BUNUN SEBEBİ
NÜFUSUNUN GENÇ/YAŞLI
ORANINDAKİ DENGESİZLİĞİ DEĞİL Mİ??
KISACA ,
1- O LAYLARA
DAHA GENİŞ ÇERÇEVEDEN BAKMAMIZ GEREKTİĞİNE
İNANIYORUM.
2-BİRLİKTEN GÜÇ DOĞAR DİYORUM.
3-HERBİRİMİZ VATANDAŞ OLARAK KENDİMİZE DÜŞEN GÖREVİ
TAM YAPAR İSEK
ORTAYA DAHA İYİ BİR TABLONUN ÇIKACAĞINI
DÜŞÜNÜYORUM.
SAYIN KARACA BİREY OLARAK NELER YAPTIĞINI SAYMIŞ..
BENDE İETT OTOBÜSÜNE
BİNİYORUM. OKUMAK İSTEYEN ÇOCUKLARA
BURS SAĞLAMAYA ÇALIŞIYORUM.(tabii ki bunu derneğimiz aracılığı
ile ekip olarak yapıyoruz.)
EZBERE DAYANAN EĞİTİM SİSTEMİNE KARŞI GENÇLERE
MESLEKİ KURSLAR
ORGANİZE EDİYORUM.EL KİTAPLARI HAZIRLIYORUM.
(Bunları da dernek çatımız altında ekip olarak
yapıyoruz.)
MESLEKDAŞLARIMLA , OKULDAŞLARIMLA BAĞIMI
KOPARMADAN GEREK
SOSO-EKONOMİK , GEREK SİYASİ OLAYLAR KARŞISINDA
TEPKİMİ GÖSTERİYORUM. KENDİM İÇİN, AİLEM
İÇİN
PROFESYONEL İŞ HAYASTINDA ÜRETMEYE , ÇALIŞMAYA
DEVAM EDİYORUM.
VERGİMİ ÖDÜYORUM. EĞER SEKTÖRÜM İÇİN,
TOPLUM İÇİN, CAMİAM İÇİN ÇALIŞAN SİVİL TOPLUM
ÖRGÜTLERİ VAR
İSE ONLARIN ÇALIŞMALINA KATILIYORUM. BU
SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNİN
DAHA ETKİN, DAHA GÜÇLÜ
OLABİLMELERİ İÇİN ÖNCE ÜYE OLUYORUM. KATILABİLİRSEM
AKTİF OLARAK ÇALIŞMALARA
KATILIYORUM VE AİDATLARIMI ÖDÜYORUM...
Bir de aidat ödemeyen, faaliyetlere katılmayan ama
eleştiren, ama
karalayanlar var.. İşte ozaman
GELİN ÖNCE KENDİMİZE BAKALIM DEMEK GELİYOR İÇİMDEN...
SÖYLEMLER
KUVVETLİ AMA EYLEM ORTADA YOK İSE, İLERLEMEK
MÜMKÜN DEĞİLDİR.
ŞİMDİ TÜRKİYEDE BUNU ÖĞRENİYORUZ.
KONUŞMAYI TEPKİGÖSTERMEYİ
DE... SADECE KURTAR BİZİ DEMEKLE,
BİRİLERİNE BABA DEMEKLE NBU İŞİN OLMADĞINI ÖĞRENİYORUZ.
BİRİLERİNİN CANI YANACAK...
YANIYOR.. AMAİYİLEŞMENİN
YOLU BURADAN GEÇİYOR...
Dernek olarak güncele dair yapacaklarımıza Eylül 2001
itibarıyla daha
yoğun bir şekilde tanık olacaksınız...
TZT kültür merkezinde gerçekleştirilecek olan
Periyodik toplantılarda
düşüncelerimizi, yorumlarımızı
direkt işin başında olanlara ileteceğiz... Fakültede
gerçekleştirmeyi
düşündüğümüz siyaset haftasında
sunumlar, yorumlar,siyasilerle ekonomistlerle, medyanın
temsilcileri ile yapılacaktır. TZT Anma
gününde gün içi yapılacak faaliyetler dizisinde (sabah
mezarı başında
başlayan anma töreni ardından sürecek
etkinlikler sk.) demokrasi adına yapılanlar veya
yapılması
gerekenler yine direkt ilgililere aktarılacaktır.
Baskı grubu olmak, sesimizi duyurmak
konusuna katılıyoruz.
Bunun için gerçekten bir grup olmak
gerek... 10 000'e yakın mezunu olan fakültenin 1000'i
aşkın üyesi
olan derneğinde üye sayısının daha çok
olması temsil yeteneğini arttıracak, hazırlanacak
iktisadi, sosyal,ekonomik,siyasi proje ve öneriler
daha kabul görecek, dernek gelirinin yüksek olması
faaliyetlerini
daha etkin duyurmasına, kaliteli çalışmaların
yapılmasına imkan sağlayacaktır.İŞTE SADE
BİR İNSAN OARAK
YAPABİLECEĞİMİZ EN BASİT ŞEY...
BİLİNÇLİ , İSTEKLİ YENİ BİR ÜYE!
4-Dernek ç atısı
altında yapabileceklerimiz için
sizleri bu konuda aktif olmaya ve bizlerle projelerinizi
paylaşmaya davet ediyorum.BASIN DUYURUSU
MU?, BASINLA TOPLANTIMI, ARAMIZDA GERÇEKLEŞTİRECEĞİMİZ
ANKETLERİN SONUÇLARININ
DUYURULMASI MI, KONFERANSLAR,
PANELLER, K ÖŞE
YAZARLARI İLE GÖRÜŞMELER Mİ? GELİN
KONUŞALIM VE
PLANLAYALIM...
YÜZYÜZE GÖRÜŞMEK ZOR OLACAKSA (olmaz der iseniz 24
temmuz 2001 Salı
akşamı dernek merkezimizde br araya gelelim.
gelip gelemeyeceğinizi lütfen
belirtin...Dernek telefonu: 0 212 292 88 33 (Pazar ve P.tesi
kapalı) HAYDİ BU ZEMİNDE KONUŞALIM ... DERNEK
OLARAK SİZİN DE
AKTİF KATILIMINIZLA YAPABİLECEKLERİMİZ
(Eylül 2001'de
başlatacağımız projeler de dahil)
KONUSUNDA FİKİRLERİNİZİ BEKLİYORUZ...
YAZACA ĞINIZ
HER BİR FİKRİN BU PAZAR GÜNÜ YAPILACAK
YÖNETİM
KURULUNDA ELE ALINACAĞINA İNANABİLİR VEYA
GÖZLEMLEMEK İÇİN
BİZE KATILABİLİRSİNİZ...
SAYGI VE SEVGİLER
SERPİL AKYOL ERDNE-İSBF MEZ.DERN. BŞK. |
|
 |
From: Ali
Ihsan CAMCI (Hazine ve Fon Yön.) <aliihsancamci@mngbank.com.tr>
Date: Thu Jul 19, 2001
10:20 am
Subject: RE: [isbfmezder] HAYDY
YAPACAKLARIMIZI KONU?ALIM!!! |
| Merhaba
arkadaslar,
Ben 1989 mezunlarindan Ali Ihsan Camci,
Birkac gundur bu grupta Turkiye'mizin geldigi nokta ile
ilgili cesitli fikirleri
memnuniyetle okuyorum, ancak basta soylemek isterim acıklanan
fikirlerin hic birisini tenkit etmiyorum. İnsanlarin
size karsi olmasi diye bir sey yoktur, onlar sadece kendi
cikarlarini koruyorlardir. Dolayisiyla hem bu ulkeden gitmek
isteyenleri hem de kalip
ugrasmak isteyenleri anlıyor ve herkesin kendi icinde
bulundugu sartlara gore degerlendirme
yaptigina naniyorum.
Unutmayalim ki herkes hakettigine inandigi ve
saglayabilecegi en iyi sartlarda yasamak ister.Bu,kisinin
alabilecegi en iyi evde oturmasi ya da en iyi arabaya binmesi
gibi bir seydir bence. Pek cok yorumda kullanildigi gibi
" gecenin en karanlik noktasi ayni zamanda aydinliga en
yakin noktadir ". Yasimin elverdigi ve hatirlayabildigim
kadariyla Türkiye icinde bulundugumuz dönemde yilginligin,
umitsizligin ve karamsarligin en yogun seklini yasamakta ve bu
duygu toplumun neredeyse tum tabakalarini sarmaktadir.Duruma
iyi tarafindan bakildiginda tarihin her döneminde
tepkisizlikle suçlanan Türk
halkı artik yavas yavas " sen kendin icin bir sey
yapmazsan baskalari senin icin bir sey
yapamaz " in ne demek oldugunu anlamis ve toplum bilinci
uyanmaya baslamistir . Yine tarihin pek cok doneminde halka
ragmen halk için anlayisi ve tepeden inme tedbirler ile yola
cikilan ve malesef basariya ulasilamayan hareketleri
gorebiliriz. Halkin gelinen bu noktada
b ilinclenmesi,
istemesi ve sesini duyurmaya calisması ve yapilan
anketlerde alinan cevaplar bence Turkiye'de artik birseylerin
degistirilmeye calisildiginin en temel gostergesidir. Sivil
toplum kuruluslarina her zamankinden daha fazla ihtiyac
duyuldugu bu dönemde bizim misyonumuz cozumler uretmek ve
toplumsal tepkilerin legal bir sekilde ilgili yerlere
ulastirilmasini ve sonuclandirilmasini saglamak olabilir diye
dusunuyorum.
Cocuklarimiza birakabilecegimiz daha güzel bir Türkiye için,
Saygılarımla,
Ali İhsan Camci |
|
|
|
|
|
|
|